Günümüzün Savaşları – 2

Daha önce “Günümüz Savaşları – 1” adında bir yazı yazmıştım. Yazıyı tamamlamam aylar aldı. Sürekli yeni gelişmeler oldu. Bu tür konularda yazmakta zorlanıyorum, kan ve göz yaşı hakkında yazmak kolay değil. Tek bildiğim hiç bir milletin acı çekmesini istemediğimdir.

Ve bugün bu yazıyı yazmaya karar vermişken öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki yazacaklarım çoğunlukla benim duygu ve düşüncelerime dayanıyor, herhangi bir haber kaynağı yazacaklarımdan sorumlu değil. Önceki yazımda olduğu gibi bu yazıyı tamamlamam aylar alabilir. Benim nereden haber aldığımı merak edenler olabilir. Ben de Türkiye’deki televizyon kanallarını ve internet sitelerini izliyorum.

Savaşlar binlerce yılır devam ediyor ve insan sürüleri ekilebilir araziler, enerji kaynakları v.b. nedenler ile savaşıyorlar. Yani savaşlar hiç bir zaman bitmedi ki, şu savaş yeni başladı diyelim. Ancak güncel olan en önemli savaş sanırım 5. gününde olan ABD-İran savaşıdır. Bu savaşın sebebini düşündüğümde ilk akla gelen ABD’nin öne sürdüğü sebep, yani “ülkedeki rejimi değiştirmek, ülkenin terör örgütlerine desteğini bitirmek ve nükleer silâh yapımını engellemek” oluyor.

Bir de benim aklıma gelen birkaç sebep daha olabilir. Bölgeye önce yerleşimci, sonra işgalci olarak gelen İsrail’in biraz ufak ve cılız bir görünüşü olması nedeniyle büyümek istemesi, korku salacak bir güç haline gelmesi bunlardan biri. İsrail, siyasi ideolojiden farkı olmayan dini inancı gereği bölgedeki çok büyük bir kara parçasını kendi hakkı olarak görüyor. O din düşman olan ve nefes alan her şeyi, ev hayvanlarını, çocukları ve yaşlıları bile, öldürmeyi emrediyor. Zaten o inanç gereği kendisi Tanrı tarafından seçilmiş özel bir ırk oluyor, geri kalan insanlara çok büyük bir değer vermiyor. Yani bölgedeki topraklara saldırmak var oluşunun bir nedeni diyebiliriz. Sırayla daha çok olay çıkaracağı ve tüm bölgeyi ele geçirinceye kadar devam edeceği gayet açık. Saldıracağı herkes tarafından açıkça bilindiği için İsrail, herkesi hedefi ve düşmanı olarak görüyor. Aslında bir çatışma ortamı var ve her iki taraf da önüne geleni ardına koymuyor.

Bir diğer sebep de bitmek bilmeyen Rusya-Ukrayna savaşı olabilir. Rusya’dan ihraç edilen sıvı ve gaz halindeki yakıtların ihracatı durunca, Dünya’nın diğer bölgelerindeki yakıt maliyetleri en az yüzde 30 yükseldi. Yeni petrol ve gaz kaynakları birçok ülkeye ilâç gibi faydalı olabilir. İran ise zengin petrol kaynakları ile isim yapmış bir ülke. Kulaktan kulağa yayılan haberlere göre İran’da petrol o kadar ucuz ki onunla sokakları yıkadıkları oluyormuş. Petrol deyince Venezuela’yı da hatırlıyoruz, ama orada ABD düşmanlığını gizlemeyen ve barış çağrıları yapsa da ABD alehinde çalışan bir hükümet vardı. Eğer güvenlik açığı varsa, o açığı kapatmak için ABD öyle bir operasyon yapabilir. Ama yine de o konuda çok ayrıntılı bilgi sahibi olmadığımı söyleyebilirim.

Böyle bir çatışma ortamında İsrail nükleer silâh sahibi iken, İran’ın nükleer silâh üretmemesi intihardan farksız. Ancak İran, çok sayıda yasadışı grupla bir arada iken elindeki nükleer silâhlarla Avrupa ve ABD için de bir tehdit haline geliyor. İki tarafın amacı da bir birilerine en büyük zararı vermektir. Kötülükte sınır yok ve er ya da geç nükleer silâh kullanımına sıra gelecektir. Bu durumda rejimi değiştirmekle kalmayıp ülke içindeki azınlıkları çoğaltıp güç haline getirmek, yani ikinci bir Irak yaratmak Batı dünyasının çıkarlarına uygun olabilir. İran savaşı kaybederse, ortaya çıkacak olan şey rejim değişikliğinden çok daha fazlası olacak. Evet demokrasi gelecek, ama gelecek olan o demokraside İran halkının sesi eskisi kadar güçlü çıkmayacak.

Körfez Savaşı‘nda Irak’ın karşısında Birleşmiş Milletler ve onun güvenlik konseyi vardı. Günümüzde ise bir İsrail saldırısından söz ediyoruz. Gazze’de taş üstünde taş kalmadı, Gazze’nin durumunu herkes biliyor. Bu da gösteriyor ki İran, Irak kadar şanslı olmayabilir. Yani olaylar olabilir, vakalar vuku bulabilir. Ben şahsen böyle bir katliamı desteklemiyorum. Ama bitmeyen ve binlerce yıl sürmüş olan bu şavaşlarda taraf olanlar bu katliamdan öyle zevk aldılar ki, daha fazla kana susadılar. Taraf olmak nedir diye sorarsanız, taraf olmak bugünkü füze yağmurunda bile sığınaklarda bayram havası estiren İsrail halkıdır diyebilirim.

Şimdilik bu kadar, yazacak çok şey var.

Cevat Çalışkan

04/03/2026 – İstanbul/Türkiye

Yorum bırakın